top of page

Obezite Hakkında

  • Dyt. D.Ezgi Akıncı
  • 6 Ara 2024
  • 2 dakikada okunur

Bugün obeziteyle ilgili bir video izledim. aslında pek hoşuma gitmedi. Geniş kitlelere ulaşan bu kanal insanları umutsuzluğa düşürebilir. Her neyse. İçerikten ufak bahsedip ana mesaja odaklanalım.



Evet obezite bir hastalık. Kesinlikle tehlikeli bir hastalık. Çünkü sadece yağ oranını arttırıp fiziksel bir hasar vermiyor. Vücudun fizyolojisini de bozuyor. Metabolik sendrom, diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, osteoporoz, eklem sorunları, kireçlenme, kalp ve damar hastalıklar, karaciğer ve cilt problemleri... Bu liste daha da uzar.


Kilo almanın birçok sebebi olabilir. Nesilden aktarılan genler, psikolojik problemler sonucu yemeğe olan düşkünlük, hızlı yaşamanın getirisi olan fast-food düşkünlüğü, metabolik sorunlar, hormonlar, hareketsiz ve umutsuz bakış açısı. Genleri ve hastalıkları saymazsak kişi depresif olduğunda yalnızlaşır ve kendini sürekli bir şeyler yerken bulur.


Normalde ağırlık artışı sinyalleri görüldüğü anda kişinin kendine çeki düzen verip toparlanması beklenir değil mi? Maalesef işler pek de öyle olmuyor. Ruh insan bedenini sağlıklı tutan en önemli etken. Ruhsal sorun olursa denge bozulur. Sadece duygular değil hormonlar, sistemler, organlar hepsi neye uğradığını şaşar. Beynin açlık merkezi de şaşar. Fizyolojik tokluk yerini ruhsal doygunluğa bırakır. Üzülen ve strese giren ruh kişiyi tetikler ve gereksiz besin alımı meydana gelir. Besin dediğime bakmayın. Keşke alınanlar sağlıklı şeyler olsa. Ben bu durumda kesinlikle uzman desteği alınması taraftarıyım, yaşadığımız her şeyi tek başımıza atlatamayız ki buna zorunlu hissetmememiz gerekir. İnsan sosyal bir varlık olarak yaratılmıştır.


Gelelim kalıtım konusuna. Evet genlerle geliyorsa obezite, ne kadar diyet yapsanız da yeniden kilo almanız hafif kilolu grubuna göre daha kolay. Ancak bu zaten böyle akışına bırakayım olayı da doğru değil. Sürünerek, başkalarına ve bakıma muhtaç yaşamak hepsinden daha zor.


Yağ hücreleri zayıfladığınızda da uzun bir süre sizlerle yaşamaya devam ederler. Parçalanmaları yıllar alır. Bu yüzden onları yeniden doldurmamak için sağlıklı beslenme ve egzersizi hayatınızın olağan rutini yapmanız gerekir. Kötü bir şey demiyorum. Kilo almamak için edineceğiniz bu alışkanlıklar sizi kilo almaktan daha fazlasından koruyacak. Kalıcı bir alışkanlık için popüler akımlara dikkat edin. Su diyeti, yok mama saçmalığı, zayıflatan çay bilmem ne bunlar umut tacirlerinin sizi yıpratmasından başka bir şey değil.


Leptin yağ hücrelerinden salınan bir hormondur. Yeme isteği üzerinde etkileri vardır. Merkezi sinir sistemindeki reseptörlere bağlanarak etkinlik gösterir. Şöyle ki yapılan bir çalışmada obez farelere leptin verilerek yiyecek alımının azaldığı, enerji harcanmasının arttığı gözlemlenmiş ancak bunu insanlarda yapınca aynı sonuca ulaşamamışlar. İnsanlarda yağ hücre sayısı arttıkça dolaşımdaki leptin seviyeleri de artıyor ancak sorun şu ki iştah durumu ve enerji harcanmasında istenen etki oluşmuyor. Leptinin bu şekilde dolaşımdaki yoğunluğu leptin direnci olarak adlandırılıyor. Leptin direnci obezite kaynaklı başka etmenlerle birlikte abdominal obezite ve kalp hastalıkları riskini daha da kötüleştirebilir. Fizyolojik süreci anlatmak yazıyı daha da uzatır amaç sadece fikir sahibi olmanız.



 (Van der Klaauw ve Farooqi 2015)


Toparlayalım. Evet obezitede süreç zor ama imkansız değil. Hiç çözüm aramamak akışına bırakmak durumu daha da kötüleştirir. Bir uzmanla görüşün ve hemen bu işe el atın. Bilim hala sizin için çalışıyor. Birçok çalışma var ve kesinlikle işe yarayan metodlar var. Suç iradenizde değil belki yağ hücrelerinizin salgıladığı maddeler, hormonlar, metabolizmanız size karşı savunmada ancak siz bu işe el attığınızda kesinlikle bir noktada sizinle obeziteye karşı işbirliği yapacaklardır. Beden kitle indeksinizdeki her birim düşüş risk etmenlerini de ortadan kaldıracaktır.


Şimdilik bu kadar yazıyorum. Yeniden görüşene kadar sağlıkla kalın.




Dyt. Delal Ezgi Akıncı

Kaynak

Van der Klaauw AA, Farooqi IS, 2015. The hunger genes: pathways to obesity. Cell, 161, 1, 119-32.






Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page